Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencileri, Erken Çocuklukta Drama dersi kapsamında bugün Bartın Kent Müzesi’nde buluştu.
Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Programı 2. sınıf öğrencileri, 08 Nisan 2026 tarihinde “Erken Çocuklukta Drama” dersi kapsamında Bartın Kent Müzesi’nde gerçekleştirilen uygulamalı bir etkinlikte bir araya geldi. Müze yönetiminin değerli destekleriyle gerçekleşen etkinlik, öğrencilerin kültürel mirasla yaratıcı drama yoluyla etkileşim kurmalarına olanak sağladı.
Etkinlik sürecinde öğrenciler, müzeyi bireysel keşif yoluyla gezerek sergilenen objelere odaklandı ve her biri kendine anlamlı gelen bir nesne seçti. Ardından müzenin üst katında gerçekleştirilen drama çalışmasında öğrenciler, seçtikleri objelerin geçmişini, bugününü ve geleceğini hayal güçleriyle kurgulayarak ifade etti. Bu süreçte öğrenciler, nesneleri yalnızca anlatmakla kalmayıp, bedenleriyle o nesneleri temsil eden duruşlar sergileyerek çok boyutlu bir anlatım deneyimi yaşadı.
Devamında sınıf üç gruba ayrılarak her grup ortak bir nesne belirledi. Gruplar, seçtikleri nesnelerin yaşam çemberini geçmiş, bugün ve gelecek bağlamında ele alarak birer dakikalık rol oynama ve doğaçlama çalışmaları gerçekleştirdi. Ortaya çıkan canlandırmalar oldukça yaratıcı ve düşündürücüydü.
Grupların performansları; iletişimin fermandan ekran görüşmelerine ve gelecekte ışınlanmaya evrimi, ekonomik araçların sikkeden bilekte taşınan çiplerle Galla Pazarı’nda alışverişe dönüşümü ve ulaşımın “yallah şoför yallah”tan komutla çalışan sistemlere doğru değişimi gibi temalar etrafında şekillendi.
Etkinlik, gerçekleştirilen değerlendirme süreciyle tamamlandı. Değerlendirmelerde öğretmen adayları bir nesnenin yaşamı ve bir hikayesi olmasını hayal etmenin onlara farklı geldiğini belirtirken farklı mekanda yapılan dramanın yaratıcılıklarını geliştirdiğini, gerçek yaşama ilişkin izler bulduklarını ve mekanın-rolün içerisinde hissettiklerini aktardılar.
Bir öğretmen adayı “Beni tanıyan son kişi de vefat edince bu dünyada var olduğum gerçeği hissi azalmış olacak. Bir zamanlar insanlar da doğdu, büyüdü ve şimdi yoklar. Zaman anlaşılması zor bir süreç…” sözleriyle nesnenin yaşamına ilişkin hislerini dile getirdi. Başka bir öğretmen adayı ise müzede drama yapmaya ilişkin şçyle bir değerlendirmede bulundu: “Değişik bir fikirdi. Sınıf ortamından farklı… Daha içten ve samimi geldi. Yaşamın içinde hissettim kendimi.
Öğrenciler, hem müze ortamında öğrenmenin hem de yaratıcı drama yönteminin sunduğu deneyimsel öğrenme fırsatlarını derinlemesine deneyimleme imkânı buldu. Bu tür uygulamalar, öğretmen adaylarının kültürel miras, yaratıcılık ve pedagojik beceriler arasında bağ kurmalarına katkı sunarak, mesleki gelişimlerini desteklemeye devam ediyor.











